KOZAK YAYLASI

Kozak yaylası                                                                                                                                                                                

Kozak, İzmir Bergama yöresinde bir bölgedir. Yöre halkı arasında Bergama ile Çanakkale arasındaki köylere Kozak Köyleri denir. Bu köyler;Okçular, Bağyüzü, Yukarıbey, Karaveliler, Kıranlı, Çamavlu, Güneşli (Tekke), Göbeller, Terzihaliller, Kaplan, Hacıhamzalar, Aşağıcuma, Aşağıbey, Hisarköy, Ayvalar, Yukarıcuma, Demircidere gibi köylerin topluluğundan oluşan bölgedir.Fıstık çamları ile kaplı olan bu yörenin Kozak adını almasının nedeni bitki örtüsünden dolayıdır. Çam ağaçlarının fıstık meyvesi taşıyan yumrusuna kozalak denir. Ege denizi ve çevresindeki yeryüzü oluşumu içinde başkalaşım geçirmiş, yer kabuğu jeolojik tarih çizgisinde ilk önce ortaya çıkmış yaşlı bir coğrafya kesimidir. Bergama’nın kuzey batısında olup doğusunda bulunan Madra dağının Maya tepesi 1344 metreye kadar yükselir. Ancak kozak köylerinin bulunduğu yayla ortalama 500 m. civarındadır.Akdeniz iklimi soluyan bu bölge yaygın granit topraklarda 700 metreye kadar çam ormanları ile kaplıdır. Yüksek kesimlerden batıya bakıldığında Ege denizi ve Midilli adası görülebilir. Bölgede bulunan Okçular Köyü denize sadece 25 km uzaklıktadır. Bu bölgenin büyük kısmının geçimini sağlayan fıstık çamı 15.000 hektarın üzerinde yer kaplamakta ve bölge ekonomisinin %60 ını sağlamaktadır. Diğer gelirler %40 dilim ise hayvancılık, granit işletmeleri, üzüm vb.Bergama Krallığı döneminden beri fıstık çamı üreten bir yayladır kısaca. Kozak’ta eskiden her köyde halı dokunurken günümüzde bu gelenek 15 köyden yalnızca Karaveliler, Kıranlı, Çamavlu, Güneşli (Tekke), Terzihaliller, Yukarıcuma ve Hacıhamzalar Köyleri’nde sürdürülmektedir...

KOZAK YAYLASI BİR YEŞİL DENİZ Ege’nin en güzel coğrafyası, en ilginç ekonomik kaynağı, çam fıstığı, Kozak üzümü, Kozak elması, Kozak helvası buradadır. En güzel piknik, kamp ve gezi yeridir.
Yaylanın yüksekliği 500 ile 1000 metre arasında değişir.
800-1000 metre yükseltilerde: kızılçam (pinus brutia) Fıstık çamı (pinus pinea)
100 metre üstü doruklarda: karaçam (pinus nigra) bitki örtüsü kendini gösterir.
Kozak yayla çanağı 15 km. çaplı bir çemberdir. Bu çemberin içinde: 16 milyon fıstık çamı vardır. Bunun: 5 milyon ağaç tam verimli,
5 milyon ağaç az verimli ve yeni yetişenler
6 milyonu da boy boy yeni dikilenlerdir.
Bu ağaçlardan fıstık üretimi yıldan yıla değişmesine karşın ortalama 1000 ton dolayındadır. Bunun: % 90′ı dışsatım (ihracat) % 8′i iç piyasaya % 2′si de üretici payına ayrılmaktadır.

KOZAK ADI Fıstık çamlarıyla kaplı yaylanın adına Kozak denmektedir. Bitki örtüsünden ötürü bu ad verilmiştir. Çam ağaçlarının fıstık meyvası taşıyan yumrusuna Kozalak, bu ağaçların bulunduğu alana da Kozak denmiştir.
KOZAK ADININ İRDELENMESİ Anlamı
: Fıstık çamlarıyla kaplı yaylanın adına Kozak denmektedir. Bitki örtüsünden ötürü bu ad verilmiştir. Çam ağaçlarının fıstık meyvası taşıyan yumrusuna Kozalak, bu ağaçların bulunduğu alana da Kozak denmiştir.
Kaplan köyünde birisine muhtarı sorduğumda Kozak’a gittiğini söyledi. Ben önce anlayamadım ve nahiyeye gittiğini sandım. Ancak tekrar sorduğumda çamlığa gittiğini öğrenince Kozak adının bu anlamda hala kullanıldığını gördüm.

Kökeni: Koz ya da goz dilimizde yemişi içinde olan kabuklu meyvaya denir. Örneğin cevize de goz denmektedir. Koz köküne ak takısı konduğunda Kozak olur ki bu da fıstık kozunun bulunduğu meyvalık alanı yani çamlığı kapsar. Türkçede yummaktan yumak, yalamaktan yalak, taramaktan tarak diye nesnelere ad konmuştur. Bir de mekanlara, alanlara bu kurala göre ad konmaktadır ki örneğin yatılan yere yatak, batılan yere batak denmiştir. Kozluk alana da Kozak denmesi bundandır. Doğuşu:

Kozak sözü günümüzden 300 yıl önce yörüklerin bölgeye iskanı ile söylenmeye başlanmıştır. Konar-göçer dönemde yazları yaylaya gelindiği ve temel geçim kaynağının hayvancılık olduğu, kozalakların kışın toplanması gerektiği, yazın sıcakta kendiliğinden dökülmesi nedeniyle biliniyor, fakat ilgilenilmiyordu. Ancak 1691 iskanından sonra fıstık tüketilmeye girişildi ve adı koz kökünden Kozak diye söylenmeye başlandı.

Fıstık çamının öyküsü Kozak Yaylasına fıstık çamı egemendir. Üretim biçimini de, yaşam biçimini de bu ağaç belirler. Yayla Çanağı 16 milyon ağaçla bir yeşil denizdir.

Fıstık çamı bir Akdeniz bitki örtüşüdür. Nasıl ki zeytin ağacı bir Akdeniz bit¬kisidir ve vatanı bu çevredir, fıstık çamının da vatanı italya, İspanya değil tüm Ak¬deniz’dir.

Bitki örtüsünün oluşmasında iklim ve toprak öncelik taşır. Fıstık çamı Akdeniz ik¬liminde ve taşlı, kalkerli topraklarda salınır. Bu nedenle bu bitkiyi coğrafya yaratır.

Fıstık çamı Kozak yaylasında ilkçağdan beri vardır. Çünkü bulgularla bunu kanıtlayabiliyoruz. Bunlardan en ilginci Roma dönemi özelliklerini taşıyan çam ko¬zalağı figürlü toprak vazodur.

Şimdi bu toprak vazo bir belgedir diye çam fıstığını Romalılar biliyordu, ondan önce fıstık çamı tanınmıyordu, bilinmiyordu demek doğru değildir. Çam fıstığı yöremizde vardı, fakat yararlanılması bilinmiyordu. Romalılar, asıl vatanları olan. İtalya’da bu bitkiyi üretimde kullanıyorlar ve Bergama Krallığı sonrasında (M.Ö. 133) bölgemizde egemen olunca fıstık çamının üretimine ve ağacın daha geniş alanlara yayılmasına öncülük ettiler. Fıstık çamının ilk yayılma alanı Okçular ile Perperene (Aşağıbey) açısıdır. Buradan dalga dalga yayla çanağına yayıldığı anlaşılmaktadır.

2250 yıldan beri Kozak, fıstık çamı ile tanışıktır. Türklerin yöremizde fıstık çamı ile tanışması 300 yılı geçmezken üretim artışı, pazarlama, ihracat ve ürünün değer kazanması ise son 50 yılın hikayesidir.
Fıstık çamının meyva özelliği dışında kerestesi, odunu da makbuldür. Kozalağı, kıpcığı, kıpırı, dalı, sapı, pürçeği, kabuğu, çırası, sakızı ile de ayrı bir zenginlik sunmaktadır.

TARİHÇE Osmanlı Devleti zamanında Karasi Eyaletinin merkez sancağı Balıkesir olup şu
kazaları vardı:Bigadiç, Sındırgı, Başgelenbe, Kemer Edremit (Burhaniye). Edremit, Ayazmend (Altınova), Kozak, İvrindi, Manyas, Fırt (Susurluk). Bir aralık Sincanlı ve XVIII. yüzyılın sonunda Ayvalık da eklenmiştir.
Bu bilgiden anlaşıldığına göre Karasi Eyaletine Bergama dahil edilmezken Kozak, üstelik kaza olarak yani kadılık biriminde bağlı gösterilmiştir. Demek ki Kozak’ın, yayla yerleşiminin verdiği bağımsız coğrafya gereği kaza ağırlığı ka¬zandığı karşımıza çıkıyor. Bu bir tarihi realitedir.

XIX. yüzyılın başında Karasi Eyaleti Hüdavendigar ve Kocaeli namıyla, oluşturulan eyalete bağlanıyor ve mütesellimle yönetiliyordu.

XIV. yüzyılda fethedilen yerlerde tekkeler kurulmuştur. Baba ve dede denilen alperenler, bu tekkelerde Türkmenleri örgütlemişlerdir. Kozak Yaylasında bugün Güneşli dediğimiz köyün eski adı Tekke köydür. Köyün yakınında Tekke Deresi ve Mehmed’ül-ins adlı komutanın türbesi vardır. Bu Komutanın bir alperen olması, mezarının türbeye dönüşmesine yol açmıştır. Ancak buraya Tekke denmesi de Yörüklerin yurt tutmasından, buradaki su kaynaklarının bol olmasından, düz alan, yeşil alan, kayalık alan özelliklerini taşımasından anlaşıldığı gibi askeri eğitime elverişliliği de kanıtlar.

Başlıca yörük aşiretleri kuzeybatı kırlık alanda KILAZ, batısında KAŞIKÇI-KUBAŞ, ÇEPNİ aşiretleri, güneydoğusunda YAĞCIBEDİR, doğusunda KARAKEÇİLİ, iç kesimlerde yine bu aşiretlerin dağıldığı bilinmektedir. Karaveliler Köyü yakınındaki eski mezarlık “Yağcıbedir Mezarlığı” diye geçmektedir. Bu verilere bakarak köyde Yağcıbedir aşireti yerleşimi ortaya çıkmaktadır. Kıranlı ve Güneşli alanında ise Kılaz ve Kubaş
Osmanlı Devletinin ikinci döneminde Kozak kaza konumunda, Cumhuriyet Ta¬rihimizin başlarında da Kozak yine Yukarıbey ile belediyelik mertebesindedir.

Yaylacılık: Konar-göçer yaşam ile göçebelik ayrı olaylardır. Göçebelikte sürekli yer değiştirme ve yeni meralar, otlaklar, obalar, yurtlar aranır. Oysa konar-göçer yaşamda yayla ile kışlak arasında sabit ve düzenli yer değiştirme söz konusudur. Yani yaylaları ve kışlakları bellidir.
Kozak yaylasında görülen yörükler de, yazın göçerler kışın dönerlerdi. Kışlakları Edremit, Burhaniye dolaylarıydı.

Göçer yaşamda kalıcı kültür yapısı görülmediğinden bilgilerimiz sınırlı kal¬maktadır. Çadır yaşamı nedeniyle pek iz bırakmaları düşünülemez. Dede me¬zarları, yörük mezarları, bazı ziyaret yerleri, cumalıklar bizim için en önemli bel¬geler, bulgular olmaktadır.

Hayvancılık: Konar-göçer aşiretler genellikle at, katır, deve, koyun, keçi gibi hayvanlar bes¬lerler. Sığır yetiştirmek pek yaygın değildir. Bu hayvanlar kervancılık, sürü özelliği, uzun yol alma, yayla ortamında beslenme kolaylıkları nedeniyle tercih edilmişlerdir. Kıl, yün, yapağı ile çok üreme ve etinin çabuk tüketilmesi küçükbaş hayvancılığı tercih etmelerine yol açan diğer etmenlerdir. İlk izler: Kozak yaylasında konar-göçer hareketlerin görüldüğü tarihler Karasi Beyliği dönemi yani XIV. yüzyıl başındadır. Bu gelgit sürdüğü için başlangıçta Bergama’nın Kozakla bağlantısı, ilişkisi pek yoktur. Yörük Kim, Türkmen Kim? Yörük, yürüyen sözünden türemiştir. Anadolu Türkleri için genel bir addır. İç Asya’dan, İran’dan göçederek Anadolu’ya gelen ve dağlık-yaylalık yöreleri seçen halkımıza yörük denmiştir.

Türkmen ise müslüman olan Oğuzlara verilen addır. Ancak bugün alevi, çepni, tahtacı yörüklerine Türkmen denmektedir. Böylece tarihsel doğru ile yaşanan doğru farklılık göstermektedir. Yörük genel ad, Türkmen özel ad durumuna sokulmuştur. Dolayısıyla her türkmen yörük, her yörük ise türkmen değil anlayışı doğuyor.
Yörük ve Türkmen sözlerinin çok büyük değer taşımasına, özel kimlik ve soylu zenginlik ifade etmesine karşılık Kozak ve çevre köylerde bu sözcükleri küçültücü gibi gördüklerine tanık oldum. Kendilerine yörük değil, şehirli sıfatı yakıştırmak yanlısıydılar. Oysa bu Osmanlı Devleti zamanından kalma bir ürküntüydü, silinmemişti, hor görülme, küstürme yansımasıydı.

Konaklama: Konar-göçer halk, yaylaya çıktığında eski yerleşim yerlerinin, harabelerin yan¬larını konaklamak için öncelikle seçerlerdi. Bunun amacı yol, su kaynakları, teraslı-düzenli alanlar, taş gibi mimari parçaların bolluğu ve bunlardan zahmetsiz ya¬rarlanmaktır. Bu nedenle yörük mezarlarında bu ören yerlerinden devşirilmiş ve mezar taşı olarak dikilmiş sütunlar dikkatimizi çekmiştir.
Aynı yaşam kışın kuytu, çukur, ılıman, deniz kıyısı yerlerde sürecek ve konar-göçerler kasabaların civarında yine çadır yaşamının içinde kışlak sürelerini ta¬mamlamaktadırlar.

Göçer Çadırı: Göçerler çadırlarına -yurd- ya da –ev- derlerdi, bu çadırlar keçi kılı, pamuk ya da keçe, koyun kılı olmak üzere üç ayrı türde olurdu. Koyun kılından döverek yapılan keçe çadırlara -alaycık denirdi. Çadır direğine çağı, zahire bölümüne sitil adı verilirdi.
Göçer çadırları, daha sonra ev ve kümbetlere örnek olacaktır.

Yörük mezarları: Kozak’ta köylerin yakınlarında bir çok yörük mezarları bulunmaktadır. Mezar taşları yazısız, büyük ve biçımsiz taşlardır. Ancak büyük kaya parçası oluşları ile günümüze ulaşabilmişlerdir. Yörük mezarlarının büyüklüğü de dikkat çeken bir ögedir Kozak, 19 köy halinde Balıkesir Muhtasarrıflığına bağlı iken 1851 tarihinde Bucak Müdürlüğüne dönüşmüştür.

hermes replica birkin, eline handbags online, Replica Louis Vuitton, canada goose outlet sale, Cheap Canada Goose Canada Goose mystique Canada Goose constable louis vuitton mens Doudoune Moncler Homme Pas Cher cheap celine Cheap woolrich moncler soldes homme kelly bag replica celine trapeze bags prada tote bags canada goose jacket sale celine bags online canada goose jacket cheap prada outlet birkin hermes bags trong>Canada Goose Jacket
hermes messenger handbags, celine tote bags, Designer Replica bags, canada goose outlet toronto, Canada goose Oultet sale Cheap online http://www.eranimation.com/ Canada Goose women louis vuitton outlet Moncler Outlet replica christian dior www.crescenttravelclub.com moncler femme soldes C moncler soldes homme hermes bag outlet celine bags outlet prada handbags replica canada goose vest celine handbags cheap canada goose jacket prada handbags replica hermes kelly sale trong>Canada Goose Outlet online
K?b viagra uden K?b Viagra Online Cialis Denmark K?b viagra uden recept K?b Cialis generisk Viagra uden recept Viagra uden recept K?b Cialis online Cialis uden recept